Hurşit Güneş

Hurşit Güneş

hgunes@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dün bir basın toplantısıyla 2009 yılı bütçe gerçekleşmelerini açıkladı. Şimşek, 2009 yılı merkezi yönetim bütçe giderlerinin 267 milyar lira civarında olduğunu ifade ederek, faiz hariç bütçe giderlerinin 214 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 215 milyar lira olarak gerçekleştiğini kaydetti.
Önceki yıl, yani 2008 yılında 17.4 milyar lira olan bütçe açığı, geçen yıl 52 milyar liraya ulaşmış. Kimileri bunun 60 milyar TL’ye dayanacağını hatta geçeceğini belirtiyordu. Örneğin Orta Vadeli Mali Program ve 2010 bütçesi Meclis’e Maliye Bakanı tarafından sunulduğunda açığın 62.8 milyar TL olması öngörülüyordu. Bu nedenle, açığın bu düzeyde gerçekleşmesi olumlu sayılabilir. Şimşek’in değerlendirmesine göre, açığın milli gelirin yüzde 1’i kadar daha olumlu olması da gayet olumlu. Böylece bütçe açığı milli gelirin yüzde 6.6’sı değil, yüzde 5.5’i olarak gelişiyor.

Açık yılbaşına göre astronomik
2009 bütçesinin 254.7 milyar TL ile bitmesi bekleniyordu. Oysa harcamalar 262 milyar TL’yi aştı. Yılbaşında 10.5 milyar TL olması beklenen bütçe açığı da 53 milyar TL’nin altında kaldı. 2009 yılında bütçe açığının yılbaşında öngörülenden çok daha fazla çıkması ise, daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi, harcamaların bir hayli artmasından, fakat vergi gelirlerinin hiç artmayışından kaynaklanıyor.
Bununla beraber, ekonominin yüzde 6’ya yakın küçülmesinin beklendiği bir yılda vergi gelirlerinin aynı düzeyini koruması bile oldukça olumlu bir gelişme olarak nitelenebilir. Öte yandan, 2009 yılında elbette harcamalar artırıldı. Fakat Keynezyen biçimde büyümeyi teşvik etmek için yapılan hiç de etkili olamadı. Çünkü bu artış kamu yatırımlarında yapılmadı. Daha çok cari transferlerde, bir de mal ve hizmet alımlarında yapıldı. Bu harcamalar da hem açığı şişirdi, hem de büyümeye ve istihdama doğrudan katkı yapmadı.
Bununla beraber, 2009 bütçesini değerlendirirken verdiği hasarı da iyi görmek gerekir. 2009 bütçesinde borcun çevrilmesi pek bir sorun yaratmadı. Borç borçla çevrildi. İç borç çevirme oranı yüzde 104’tü. Fakat 2008 yılında bu oranın yüzde 74 olduğu da göz ardı edilmemeli. Yani aslında ortaya çıkan büyük bütçe açığı borç dinamiklerini bir hayli bozdu. Şimdi 2010 yılında bu oranın yüzde 100’ün altına inmesi hedefleniyor.

Bozulan iç borç dinamikleri Tabii bunun gerçekleşmesi halinde bile ortalık pek rahatlamayacak. İç borçlanma piyasalarda faizlerin yüksek kalmasına, belki de yükselmesine neden olacak. Ve bu da ekonomik toparlanmayı zora sokacak. Diğer bir deyimle, kamu borç dinamiğindeki bozulma para politikasının etkinliğini sınırlayacak.
Hükümet belki de bu nedenle IMF ile anlaşma yapmak istiyor. 20 milyar dolar, yani 30 milyar TL’lik bir borçlanma yapılsa, belki de borçlanma oranı yüzde 85’in altına inecek.
2009 bütçe gerçekleşmeleri bize kısaca şunu söylüyor; yılbaşına göre açık çok fazla çıktı ama yıl sonunda ürkülen kadar da olmadı. Mamafih, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.