Filiz Aygündüz

Filiz Aygündüz

filiz.aygunduz@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

1937 doğumlu İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, uzun yıllar mekân sorunuyla boğuştu, türlü çeşit badire atlattı. Çatısı aktı, depodaki eserler zarar gördü, döşemeleri kırıldı kırılacak üzüntüleriyle geçen yılların ardından Tophane Antrepo 5’te Emre Arolat’ın projesiyle müzeye dönüştürülen Sedad Hakkı Eldem yapısı olan yeni binasında, 14 yıllık bir aradan sonra 2021’de yeniden açıldı. Türkiye’nin en önemli modern resim koleksiyonuna sahip olan bu benzersiz müze Cumhuriyet’in 100. Yılı anısına envanterine bağış yoluyla katılan 700 parçalık koleksiyonun heyecanını yaşıyor bugünlerde. Cumhuriyet’le yaşıt, Türk resminin en önemli sanatçılarından biri olan Naile Akıncı’nın oğlu avukat Cengiz Akıncı ve eşi Lale Akıncı’ya ait bu koleksiyonun 163 parçasıyla müzede açılan “Artı 700” sergisi ziyaretçi akınına uğruyor. Tarifsiz bir zenginlik, güzellik ve estetik hâkim sergiye. İçinde kimler yok ki… Halil Paşa’nın Paris’teki öğrencilik döneminde yaptığı 1881 tarihli ‘Nü’sünden tutun da Türk empresyonistlerine, Türk modern resminin kurucuları olan Zeki Kocamemi ve Ali Çelebi’ye, Müstakiller ve D Grubu’na, Leopold Levy ve öğrencilerine, günümüz genç kuşak ressamlarına kadar ‘al gözüm seyreyle’ dedirten bir yıldızlar karmasını içeriyor küratörlüğünü Ali Kayaalp’in, sanat danışmanlığını Ebru Nalan Sülün’ün yaptığı “Artı 700” sergisi.

Haberin Devamı

“Bir orman gibi kardeşçesine…”

Geçici Sergi Salonu’ndaki eserlerin her biri, biricik ve çok kıymetli. Öte yandan bütüne baktığınızda müthiş bir ihtişamla karşılaşıyorsunuz. Serginin açılışında Lale Akıncı’nın 56 yıllık bir birikimin sonucu olan koleksiyonla ilgili yaptığı konuşma geliyor aklıma: “Koleksiyondaki her eser doğal olarak hak ettiği saygıyı zaten ayrıca taşımaktadır. Ancak bir bütün içerisinde değerlendirdiğiniz zaman her birine farklı bir anlam yüklenmekte. Yani ‘Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine’ sözü burada tam da yerini buluyor.” Evet, eserlerin her biri ağaç gibi tek ve hür ama bir araya geldiklerinde orman kardeşliği içindeler. Ferruh Başağa’nın “Peyzaj” isimli eserindeki orman yolunda yer alan ağaçlar, Naile Akıncı’nın “Yıldız’dan Peyzaj” isimli eserindeki ağaçlarla sohbet ediyor âdeta. Zeki Kocamemi’nin 1947 tarihli “Natürmort”undaki meyvelerin görüntüsündeki aydınlık, tablonun arka tarafında yer alan, sanatçının kayıp bilinen “Gece Baskını” eserinin eskizindeki karanlıkla sırt sırta vererek “Hayat” diyorlar kendi lisanlarınca. Nedim Günsür’ün 1994 tarihli “Sahil”inde bir sahil köyünün içine giriyorsunuz; ağları tamir edenler, güneşlenenler, tavla oynayanlar, balıklarını ipten tezgâhında sergileyen balıkçı ve karıncanın su içtiği masmavi bir deniz; içinde tekneler, gökyüzünde martılar. Sergi gezmenin en güzel yanlarından biri de bu, insani sıkıntılarımızı müze dışında bırakmış olmanın getirdiği huzur, resimler eliyle sağlanan. Daha kimler kimler ve ne resimler var, satırlara sığmayan: İbrahim Çallı, Sami Yetik, Hüseyin Gezer, Hale Asaf, Zühtü Müridoğlu, Léopold Lévy, Nuri İyem, İsmail Hakkı Oygar, Aliye Berger, Avni Arbaş, Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Burhan Uygur, Naile Akıncı, Eşref Üren, Neş’e Erdok, Tiraje Dikmen, Cemal Tollu, Cevat Dereli, Nedim Günsür, Elif Naci, Ercüment Kalmık, Eren Eyüboğlu, Neşet Günal, Şükriye Dikmen, Ferruh Başağa, Utku Varlık, Nil Süer, Ayşegül İzer, Turan Erol. El ele orman kardeşliğini yaratanlar. Bir köşede Avni Arbaş’ın 1941 yılında yaptığı “Naile Akıncı” resminde, sanatçı, oğlu ve gelininin bu takdire şayan bağışına bakıyor gözlerinde gurur.

Haberin Devamı

Gerçekten takdir edilmeyi fazlasıyla hak ediyor Cengiz ve Lale Akıncı. Müzenin bağlı olduğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörü, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ne yeniden hayat veren Prof. Dr. Handan İnci Elçi. Ve bu sergiye emeği geçen orman kardeşliği duygusundaki herkes.

Haberin Devamı

31 Ekim’e kadar açık olacak “Artı 700” sergisi. Görmenizi çok isterim.

İyi pazarlar