İdlib’de ABD parmağı

Suriye’deki çatışmasızlık bölgesi İdlib’in güney kesimleri Rusya ve rejim güçlerinin havadan ve karadan yoğun saldırılarına hedef oldu, oluyor. Son iki haftada atılan binlerce bomba nedeniyle yüzlerce sivil öldü, 150 binden fazla insan da Türkiye sınırı yakınındaki Atme kampına sığındı. An itibarıyla kamptaki sığınmacı sayısı da bir milyonu buldu. Dolayısıyla da Türkiye ile Rusya arasındaki Soçi Mutabakatı’yla teröristlerin silahsızlandırılması ve çatışmasız çözüm hedeflenen 4 milyona yakın nüfusun bulunduğu İdlib’de sorun azalma değil, aksine, gittikçe artma sinyali veriyor. Özellikle de bölgedeki Suriye El Kaide’si olarak nitelenen Heyet Tahrir el-Şam’ın (HTŞ) güçlenmesi ve Esad rejiminin bu gerekçeyle İdlib’e dönük kapsamlı bir operasyon hazırlığında olması dikkate alındığında... Ki bu noktada Rusya’nın da yeşil ışık yakma durumu var. Yani Türkiye’nin çabalarına rağmen İdlib’de başa dönme riski söz konusu. Bunda Esad rejimi ve Rusya kadar, İdlib’deki çözüm formüllerinin önünü tıkamak ve karışıklık, kaos isteyen ABD’nin de payı büyük. Nasılını emekli tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu anlatıyor:

“Eğer Rusya’nın iddia ettiği gibi Heyet Tahrir el-Şam Hımeymim Hava Üssü’ne, güneye saldırıyor, eylem yapıyorsa bu kendisine operasyon daveti demek. Operasyon davetini kim yaptırır? Türkiye ile Rusya’nın arasını bozmak veya Türkiye ile Suriye yönetimi arasında bir silahlı çatışma isteyen güç, aktör. O da ABD ya da ABD, İsrail, Suudi Arabistan üçgeni. Yoksa hiçbir terör örgütü silah ve lojistik desteği olmadan ayakta kalamaz.”

İdlib’deki gerilimde ABD’nin parmağı var yani?

“Kesinlikle. ABD, S-400 alınmasını istemiyor, Rusya’nın Türkiye’yle ekonomik iş birliğinden, Akkuyu Nükleer Santralı, Türk Akım projesi gibi yatırımlarından rahatsız. NATO üyesi Türkiye ile Rusya arasındaki iş birliğinin stratejik düzeyde gelişmesini istemiyor. O zaman ne yapacak? Arasını bozmaya çalışacak. Bunun için de ortam hazır, coğrafya bunu veriyor zaten. Bu da Rusya’nın kontrolündeki Fırat’ın batısı, yani İdlib ve Tel Rıfat.”

İdlib’deki olaylarla Tel Rıfat’daki eylemlerin birbirinden ayrılamayacağını belirten Babüroğlu devam ediyor:

“Evet, eylem yapan terör grupları farklı ancak onları kullanan küresel güç tarafından amaç, hedef aynı. Yani ABD, Tel Rıfat’taki terör örgütü PYD/PKK’yı nasıl kışkırtıyorsa, İdlib’deki Heyet Tahrir el-Şam ve diğer terör gruplarını da aynı şekilde kışkırtıyor. Çünkü amacı Türkiye ile Rusya arasında devam etmekte olan Astana sürecini sekteye uğratmak ve Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna dönük enerjisini Fırat’ın batısına yönlendirmek, doğu Akdeniz’e odaklanmasını da engellemek. Dolayısıyla, İdlib gittikçe ilerleyen zamanda Türkiye’nin ve Rusya’nın daha da çok zaman harcayacağı bir coğrafya durumuna gelecek.”

Rusya bunun farkında değil mi?

“Bilir tabii bilir ama Rusya da Heyet Tahrir el-Şam tarafından kendisine tehdit olduğunu ve sürekli sessiz kalamayacağını söylüyor. Ve ortaya çıkan dinamiği kullanarak o tehdidi de bertaraf ederek İdlib’in yüzde yüz Suriye yönetiminin kontrolü altına geçmesini istiyor. Tabii bu arada da Putin Türkiye ile ilişkilerini bozmuyor ve orta yolu bulmaya çalışıyor...”