Antik dönemin yediemini

Yaklaşık 40 yılda oluşturduğu sikke ve antik obje koleksiyonunu İzmir’deki Arkas Sanat Merkezi’nde sergileyen işadamı Muharrem Kayhan, “Aslında koleksiyon benim değil, Türkiye’nin. Ben yedieminiyim. Muhafaza ediyorum sadece” dedi

İşadamlarının disiplini, tutkularının kendini belli ettiği alanların başında gelir koleksiyonculuk. TÜSİAD Eski Başkanı Muharrem Kayhan da onlardan biri. Kendisine düğün hediyesi olarak gelen tarihi kesik mermer bir kafayla başlamış koleksiyonculuğa. Bugün uluslararası arenada bilimsel çalışmalara imza atarak sürdürüyor koleksiyonculuğu.

Antik dönemin yedieminiİş dünyasını kültürel varlıklara sahip çıkmaya davet eden Kayhan, özel koleksiyonculuğa ve özel müzelere ilginin artması amacıyla antik sikkelerinin önemli bir bölümünü İzmir’deki Arkas Sanat Merkezi’nde sergiliyor.

İzmirli işadamı Lucien Arkas’ın davetlisi olarak sergiyi görmeye gittik. Önce, İzmir Torbalı’daki Lucien Arkas Bağları’nda bulunan LA Mahzen’e götürdü bizi Lucien Arkas. LA Mahzen, dünyanın sayılı yayın evlerinden İsviçreli Braun Publishing tarafından yayınlanan, “Sömelye’nin Cenneti: Dünyanın En İyi Mahzenleri” isimli kitaba adını yazdırmış. Dünyanın en iyi sömelyesi unvanına sahip İtalyan Paolo Basso’nun hazırladığı kitapta Avrupa’dan Güney Amerika’ya birçok farklı coğrafyadan 66 mahzen bulunuyor. Basso’nun kitabında LA Mahzen’in de yer alması, Türkiye’nin bu konuda ne kadar geliştiğini gösteriyor. Metropolis’in topraklarında Türkiye’nin en büyük tek parsel organik bağı (1.168 dönüm) Lucien Arkas Bağları’nın içinde yer alan LA Mahzen; 3 bin metrekarelik mahzen bölümü, tadım alanı, bar, mutfak, 40 kişilik toplantı odası, 200 kişi kapasiteli veranda ve teras bölümlerinden oluşuyor. İçindeki restoran ise hem İzmirlilere hem de bölgeyi gezen turistlere üzüm bağlarına karşı yemek yeme zevki sunuyor. Lucien Arkas Bağları’nda üzümler, tazelik ve aromatik özelliklerinin korunmasını sağlamak için gece serinliğinde hasat ediliyor.

İlk ve son sergi

Sergiyi gezerken ise tarih kitaplarında okuduğumuz meşhur altın Lidya paralarını gördük. İlk paraya dokunduk. Sergide Kayhan’ın, 1980’li yıllarda oluşturmaya başladığı koleksiyonundan seçilen 477 sikke ve 330 antik obje yer alıyor. Büyüteçli özel vitrinlerde yakından görülebilen 1.1 gram ağırlığındaki bu paralar, ilk ve son kez sergilenecek. Kayhan, “Antik Anadolu’nun Tanıkları” başlıklı sergi için sorularımızı yanıtlarken ne İstanbul’a ne de başka bir şehre tarihi para getirip götürmenin kolay olmadığını söyledi. Sikke, teşhiri en zor antik eserlerden, taşınması ve korunması da aynı ölçüde zor.

1977’de ‘kafaya’ taktı

Kayhan koleksiyonculuğa başlamasını ise şöyle anlattı: “Tarihe eskiden beri meraklıydım, ama benim koleksiyonculuğum bir objeyle başladı. Söke’de 1977’de bir tanıdığın dükkanının önünden geçerken mermer bir kafa gördüm, çok beğendim. ‘Dekoratif olarak bunu bana satar mısın?’ dedim, katiyen satmadı. Ama ben evlendiğimde o mermer kafayı hediye olarak yolladı. Çok değerli bir parçaydı. Müzeye müracaat edip koleksiyonculuğa başlayacağımı bildirdim ve bu parçayı koleksiyonumun ilk parçası olarak müzeye kaydettirdim. Ondan sonra da arkeolojik parçalar topladım.”

Kayhan antik para toplamaya ise 1991’de eline geçen 3-4 sikke ile başlamış. Karya ve İonya bölgesini seçmiş. Periyodu da Arkaik, Klasik ve Helenistik çağ olarak belirlemiş.

Her yıl sayılıyor

Bugüne kadar 2 bin sikke ve 1315 tarihi obje satın almış olan Kayhan, kendini sikkelerin sahibi değil, yediemini olarak görüyor: “Her sene müzelerden eksperler, arkeologlar gelip envanterimi tek tek sayıyorlar. Kendilerindeki resimli envanter defterleriyle karşılaştırıyorlar. Aslında koleksiyon benim değil, Türkiye’nin. Ben yedieminiyim. Muhafaza ediyorum sadece” diyor.

Koleksiyondaki en eski eser bir kadın heykelciği ve MÖ 5 bin 500 yılına tarihleniyor. En ilginç eser ise Helenistik dönemden ses yükselticili tiyatro maskı. Ziyaretçilere antik çağdaki yaşantının çeşitli yönlerini keşfetme imkânı sunan serginin ana konu gruplarını; Arkaik dönem, Nekropol, Karya, İon şehirleri, kült objeleri, tanrı ve tanrıçalar ile ev, kadın aksesuarları ve hayvan figürleri oluşturuyor. Ayrıca Roma imparatorluk dönemine ait ve hepsi Anadolu’da basılmış sikke ve madalyonlardan oluşan 45 örnek de sergileniyor.

Çocuklara çağrı

Serginin açılışında konuşan Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, “Kültür varlıklarımız, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gereken değerler. Sadece toplamak tek başına yeterli değil, bu eserleri sergileme yoluyla paylaşarak sahip olduğumuz mirasın tanınmasına katkıda bulunmak ve korunması gerektiğini öğretmek de çok önemli. Okul müdürleri sergiye öğrencileri mutlaka getirmeli. Çocuklar bir daha böyle şeyleri görme fırsatı bulamazlar. O nedenle bu fırsatı iyi değerlendirmeli. Böylece ya arkeolojiye ya da bölge tarihine merakları başlayacaktır” dedi.

Muharrem Kayhan’ın sikkeleri üzerine bugüne dek iki uluslararası bilimsel katalog yayınlanmış. Sikkelerin büyük bölümü yurtiçinden temin edilmiş. Ancak uluslararası piyasalardan ve zamanında yurtdışına götürülmüş, yurtdışındaki müzayedelerden alınmış parçalar da var. Sergi, 2016 Mart sonuna kadar ziyaret edilebilecek.