Özay Şendir

Özay Şendir

ozay.sendir@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Ali Özkan, 1940 yılında ailesinin 5. çocuğu olarak Kasımpaşa’da doğdu.

Babası Kasımpaşa Karakolu’nun amiriydi. Çocukluğu Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde geçti, babası emekli olduğunda eski semtine döndü, Kasımpaşa’da futbol oynadı, milli takıma seçildi, iki ayrı üniversiteye giden Türkiye’deki tek milli futbolcu oldu. İş yaşamında personel yöneticisiydi, Per-Yön’ün beş kurucusundan biri oldu, 1980’de 40 yaşında emekli oldu. Çalışmaktan hiç vazgeçmedi, geçen salı öğleden sonrasına kadar hep çalıştı.

Haberin Devamı

O salı günü saat 16:20 sularında beyninin sol tarafına pıhtı attı, vücudunun sağ tarafı çalışmaz hale geldi. 112’den gelen ambulans Okmeydanı Cemil Taşcıoğlu Hastanesi’ne götürdü onu, tomografisi çekildi, teşhis kondu.

“Devlet beni bunun için yetiştirdi”

Genç bir doktor, aileye altın saatler diye tanımlanan ilk 6 saat içerisinde olduklarını, eğer hastanın şartları uygun çıkarsa, girişimsel radyoloji uygulamasıyla pıhtının açılabileceğini söyledi.

Riskleri olan ama başarılı olması durumunda hastayı geri döndürebilen bir işlemdi, aile kabul etti.

“Zülfikar Hoca” adını ilk o zaman duydum.

Acil serviste görevliler bir yandan hastanın görüntülerini Hoca’ya iletirken, diğer yandan çok hastayı hayata döndürdüğünü anlatıyorlardı.

Sonrası yine ambulans, ambulansın peşindeki arabada aile üyeleri...

★ ★ ★

Uzman Doktor Zülfikar Memiş’in özgeçmişinde Bozüyük Anadolu Öğretmen Lisesi’nden sonra Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi’ni bitirdiği yazıyor. Nöroloji ihtisasını Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, mecburi hizmetini Yüksekova Devlet Hastanesi’nde tamamlamış.

Arnavutköy Devlet Hastanesi’nde de çalıştıktan sonra Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi İnme Merkezi’nde Girişimsel Nörovasküler ve İnme Merkezi Yoğun Bakım eğitimi almış. Bu süreç 2022’de tamamlanmış.

2012 yılında doktor diploması alan birinin 10 yıl boyunca hem hasta bakması hem de eğitimine devam etmesi kolay iş değil.

Bu yüzden dünyanın zengin ülkeleri daha az zengin ülkelerin doktorlarını çalarlar, parayla satın alınamayacak eğitim ve tecrübe süresini bu sayede aşmaya çalışırlar.

Haberin Devamı

Zülfikar Hoca, o zorlu işlemi tamamladıktan sonra dışarı çıktı, koridorda bekleyen aile üyelerine durumu anlattı, beynin geldiği zamanki haliyle, kan dolaşımının tekrar başladığı halinin videolarını gösterdi. Bir saat sonra ki saat 22:30’a yaklaşıyordu, halen inme yoğun bakımındaki hastalarının başında çalışıyordu. Ertesi sabah saat 8:30’da tekrar hastanede gördüm Zülfikar Hoca’yı.

Devlet Haseki Hastanesi’nde acayip bir iş yapmış, upuzun koridorlar çok sayıda yoğun bakım ünitesine açılıyor. O koridorlardan birisinde yürürken konuştum Hoca’yla, her saat buradasınız nasıl oluyor böyle diye sordum, “Devletimiz beni bunun için yetiştirdi” diye cevapladı sorumu. Sonra her hasta için uyguladıkları prosedürü anlattı.

Okmeydanı Acil’den Zülfikar Hoca’nın cebine nasıl ulaşıldığını, görüntülerin telefondan telefona nasıl ulaştırıldığını ilk gün anlamamıştım, o koridorda yaptığımız kısa konuşmada tüm sorular cevabını buldu. Hoca tekrar hastalarının başına döndü, koridorda yürürken “Devlet beni bunun için yetiştirdi” sözü takıldı aklıma.

Haberin Devamı

Tıp, mühendislik, öğretmenlik ya da pilotluk gibi her mesleğin eğitimi verilebilir insana ama “Devlet beni bunun için yetiştirdi” cümlesindeki bilinç, vefa ve gurur, işte bu ders kitaplarında yer almayan bir duygu.

★ ★ ★

Ali Özkan şimdi daha iyi, artık ailesini tanıyabiliyor, sağ tarafını hareket ettirebiliyor.

Zülfikar Hoca’yla her gün belirli bir zamanı geçiriyor, durmadan kolunu ve bacağını oynatmasını istedikleri için kızıyordur tahminen.

Ne yaşadığını bilmediği için kızması da normal, yoksa askerliğini Konya’nın dağ köyünde öğretmen yedek subay olarak yapmış birisi olarak “Devlet beni bunun için yetiştirdi” diyen genç bir doktora kızmaz, aksine boynuna sarılır. Nereden biliyorsun diyeceksiniz, Ali Özkan, benim babam, sonuçta en iyi ben bilirim. Bizim ülkesini seven insanlara ihtiyacımız var, ülkenin kattıklarının manevi değerini bilen genç insanlara.

Onlarla karşılaştıkça Türkiye’nin parlak geleceğine dair inancı artıyor insanın ve insan gözünden akan iki damla yaşın sevinçten mi hüzünden mi olduğunu bile anlayamıyor...