Yargıç tartışması!

Tartışmalar hiç bitmeyecek gibi görünüyor... Önemli bir sorunu, İstanbul Maltepe’de ilçe seçim kurulu üyesi olarak görev yapan CHP’li avukat Songül Aybirdi ile konuşuyoruz.

YSK’nın seçimi yenileme kararındaki en önemli gerekçe malum:

“İlçe seçim kurulları yasanın dışına çıkmış, sandık başkanı ve yardımcılıklarına kamu personeli olmayan kişileri atamıştır...”

YSK’ya göre İstanbul’da yaklaşık 225 sandık başkanı ile 3500 dolayında sandık başkan yardımcısı bu şekilde kamu personeli olmayan kişiler arasından atanmıştır. İlçe seçim kurulları bu yasa dışı olduğu iddia edilen atamaları neden yapmış peki? Can alıcı nokta burası.

Songül Aybirdi bize Maltepe’deki durumu anlatıyor:

- Yasaya göre ilçedeki mülki amirin mevcut sandık sayısının iki katı kadar kamu görevlisinin adını ilçe seçim kuruluna bildirmesi gerekirdi. Bizler de bu personel içinden kurayla sandık başkanı ve yardımcısını seçecektik. Maltepe’de 1098 sandık var. Kaymakamlıkça en az 2196 aday bildirilmesi gerekirdi. Kaymakamlık 3 bin dolayında aday bildirdi. Ancak mazeret bildirenler düşünce sayı 950’lere düştü. Her sandığa bir başkan bile bulunamıyordu. Durum il seçim kurulları ve YSK’ya bildirildi. İlçe seçim kurulları hem takdir haklarını hem YSK’nın daha önceki emsal kararlarını göz önüne alarak sandık kurulu ve üyelerini atadılar. Bunun için hastaneler, adliye ve vergi dairelerine başvurulduğunu biliyorum. Ancak oralardan da yeterli sayıda aday gönderilmemiş olabilir. Seçim kurulu başkanları Cumhuriyet’in en kıdemli yargıçlarıydı. Yasa dışına çıkmaları söz konusu olamaz. YSK gerekçeli kararını bir an önce açıklamalı ki bu konular aydınlansın, insanlar kendilerini savunabilsin.”

SORUMLU ARAYIŞI

Avukat Ece Güner Toprak aynı konuda YSK’ya şu mesajı göndermiş:

“Sandık kurulu başkanlarının seçimi sürecinde İçişleri Bakanlığı, ilçe seçim kurulları (dolaylı olarak Adalet Bakanlığı) ve tepede YSK var. Hata varsa, hepsi bu sürecin ‘yönetilememesinden’ bir ölçüde sorumlu. Kimse kendi kusuru temelinde hak iddia edemez. Bu husus da gerekçeli kararda cevaplanmalı.”

FİLM

YSK’nın İstanbul seçimini 4’e 7 oyla reddetmesi konusunda çeşitli analizler yapılıyor. Aklımıza yıllar öncesinin bir filmi geliyor. Başrolünü Alberto Sordi’nin oynadığı filmde İkinci Dünya Savaşı sonunda evlerine dönmeye çalışan üç askerin öyküsü anlatılır. Askerler aç biilaç yolculuk ederken ellerine içinde şahane salamların, peynirlerin, içkilerin bulunduğu bir koli geçer. Koliyi açıp içindekileri yemek ne kanuna, ne ahlaka uyar. Ancak karınlar aç, kolinin muhtevası tahrik edicidir. Oylama yapalım denir. Üç askerin ikisi koliyi açıp yemek yönünde oy kullanır. Alberto Sordi kurnaz davranır:

- Ben karara muhalifim, der, ancak 2’ye 1 azınlıkta kaldım. Bu durumda koliyi açıp yiyebiliriz...

ŞOK

Bu hafta futbolda iki şok yaşandı...

Barcelona 3-0 kazandığı maçın rövanşında İngiltere’de Liverpool’a 4-0 yenilerek elendi.

Bir gün sonra, bu yıl müthiş bir takım kuran Ajax, İngiltere’de 1-0 kazandığı maçın rövanşında kendi sahasında Tottenham’a 3-2 yenilerek tura veda etti.

Bu şokların ana nedeni belli? “Turu nasıl olsa geçtik” diye gevşemenin sonucu...

23 Haziran’da İstanbul Belediye Başkanlığı finali oynanıyor.

Muhalefet “Nasıl olsa kazanırız” havasında.

İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan “Aman dikkat, sonuç çantada keklik değil, şanslar başa baş” diyor ve ekliyor:

- Her şey çok zor olacak...

FIKRA

Bir Osmanlı fıkrasıdır...

Cahilin biri yolda giderken elinde çok sayıda yular taşıyan bir adama tesadüf eder:

- Sen kimsin, der, bunları ne yapacaksın?

Meçhul şahıs:

- Ben şeytanım, elimdekiler de yulardır, yoldan çıkarmak istediğim adamların boyunlarına takar, çekerim...

Cahil herif sorar:

- Peki, öyleyse göster bakalım, benim yularım hangisidir?

Şeytan der ki:

- Senin gibi cahillere yuların lüzumu yok, kullanmak için parmağımla işaret kâfi...