SURİYE’DE BAŞIMIZA GELEN BUDUR!..

Öyle bağırıp çağır-makla.. İç politikanın ipine asılıp milliyetçilik rüzgârı estirmekle dış politika şekillenmiyor..
Dış politikada tek doğru benim doğrum dersen..
Burnunun doğrultusuna gidersen..
Hele hele ilk hamlen hatalıysa..
Gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemişsen..
Oyun kurucu olarak girip çırak çıkarsın..
Tribünde oturur, seyirci olursun..
Suriye’de başımıza gelen budur..
***
ABD askerleri, omzuna, Ankara’nın terör örgütü dediği YPG amblemini taktı..
ABD askerleri, Rakka’yı kurtarmak için PYD/YPG savaşçılarıyla omuz omuza yürüyor..
İstediğin kadar bağır..
İstediğin kadar çağır..
İstediğin tepkiyi ver..
Nota ver, kabul edilemez bul, ne yaparsan yap; maç bitmiş!..
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ne dedi; YPG terör örgütü değil, birlikte çalışmamız sürecek dedi..
Eee!..
***
Daha da ötesi.. Hele Rakka’yı IŞİD’den temizlesinler görün bakalım neler oluyor?
PYD/YPG yapılanması Paris’te, Berlin’de, Stockholm’de, Prag’da temsilcilik açtı ya..
Yarın öbür gün, Roma’da da, Londra’da da, Madrid’de de, Atina’da da açacaklar..
Gidişat bu yönde..
***
Aynaya bakma zamanı geldi!.. ABD’ye iki yüzlü diye haykırıyoruz.. Avrupa’ya terör destekçisi diyoruz ama..
Bir buçuk yıl önce 2015 yılının ocak ayında dönemin Başbakanı Davutoğlu Kobani’ye selam yolluyordu..
Aynen şöyle demişti; Kobani’ye buradan selam ediyorum. Kobani’deki her kardeşlerimin alnından öpüyorum. Kobani bize tarihin emanetidir..
***
Öpücük yollarken Kobani’ye kim hakimdi?..
PKK’nın uzantısı olduğunu söylediğimiz PYD/YPG yapılanması..
Şapkayı önümüze koyalım..
Dün selam yolluyorduk, bugün terörist diyoruz..
İşin gerçeği şu.. Çözüm süreci rayından çıkmasaydı bugün terörist demeyecekti!..
***
Sorumu tekrarlıyorum..
ABD destekli Suriyeli Kürt milisler Rakka’ya girmesin diyoruz..
O halde, Rakka IŞİD’in mi olsun?
Hayır hayır.. Ne YPG’nin olsun ne IŞİD’in..
O zaman kenti Esad mı alsın?
Hayır, o da olmaz!..
Eee, kim olacak? Ankara’nın açmazı burada!..

Suriye’yi Kobani’de kaybettik!

IŞİD militanları Kobani’ye saldırdı ya..
Suriye Kürtlerini, yerinden etme, yok etme operasyonuna kalkıştı ya..
İşte o günlerde..
Ankara meseleyi doğru okuyamadı..
Köşeye sıkışan, katliama uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olan Suriyeli Kürtlere..
Kobani’de yaşayanlara sahip çıkmadı..
Ayak sürttü..
***
Kendi yardım etmediği gibi, Irak’tan yardım koridoru açılmasına, Peşmerge’nin Kürtlerin imdadına yetişmesine de karşı çıktı..
Dönemin Başbakanı Davutoğlu; ‘insani yardım koridoruna da izin vermeyiz’ dedi..
Kobani ha düştü ha düşecek derken..
ABD helikopterleri, YPG milislerinin yardımına koştu.. Paraşütle silah attı.. Mühimmat attı..
Ankara, Suriye maçını o gün kaybetti..
***
Kısa bir süre sonra; yardım koridorunu açtık, Peşmergelerin ağır silahlarla geçişine izin verdik, hatta yemek bile ısmarladık.. Yaralanan Suriyeli Kürtlere baktık, IŞİD’den kaçan binlerce Kürt’e sahip çıktık.. Bütün bunları yaptık ama!..
Bor’un pazarı geçmişti..

Suriye politikasını kim kurguladı?

Dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu mu?
MİT Müsteşarı Fidan mı?
Saha çalışmasını kim yaptı?
Özgür Suriye Ordusu diye kof oluşumu kim organize etti?
Muhalifleri kim örgütledi?
Suriye Ulusal Konseyi’ni kim kurdurdu?
Eline silah alana kim moral verdi, kim destek çıktı?
Davutoğlu mu Fidan mı?
***
Esad’ın en geç altı hafta içinde devrileceği fikri kimindi?
Davutoğlu’nun mu Fidan’ın mı?
Bugünlerde terörist dediğimiz PYD lideri Salih Müslim’i 2014 kışında Ankara’ya davet eden kimdi?
Davutoğlu mu Fidan mı?
***
Bir yanlış yapıldığı ortada da o yanlışı kimin yaptığı, hükümeti o yanlışa kimin sevk ettiği de önemli..
Davutoğlu mu Fidan mı?
Niye önemli biliyor musunuz?
Yanlış hesap nedeniyle.. 10 milyar dolarımız gitti.. 2 milyon 700 bin Suriyeli vatandaşımız oldu..
Bazı kentlerin demografik yapısı bozuldu..