Ne oldum dememeli!

Seçimlerle ilgili hukuki süreç işliyor. İnanıyoruz ki Türkiye’de de tıpkı Berlin’deki gibi hâkimler var ve onlar kılı kırk yararak hukukun gereğini yapacak ve adalet yerini bulacaktır.
Ekrem İmamoğlu büyük bir özlemle arzuladığı mazbatasını şimdilik aldı ama YSK henüz kesin kararını açıklamadı. YSK’nın kesin kararı açıklanıncaya kadar, bu sürecin çok dikkatle sürdürülmesi lazım. Özellikle İmamoğlu aklıselimle hareket edip, kesin karar açıklanıncaya kadar duyarlı olmaya özen göstermelidir.
Gelelim AK Parti cephesine. AK Parti yetkililerinin seçimle ilgili ileri sürdükleri iddialar yenilir yutulur gibi değil. Bir kere olay çok boyutlu. Öyle münferit kişilerin şahsen yapabilecekleri cinsten olaylar değil. Organize olaylar yumağıyla karşı karşıyayız ve bunu ancak kurumların kılcallarına değin nüfuz edebilmiş terör örgütleri yapabilir.
Zira iddialar bu yönde; bundan dolayıdır ki olayın üzerine dört koldan gidilmeli, ilgililer hakkında idari, adli ve hukuki soruşturmalar süratle başlamalıdır.
Seçimler sandıkta kazanılır, sandıkta kaybedilir; sandığa sahip olmak siyasi parti için olmazsa olmazdır. Burada çalan ve çaldıran diye iki taraf var ve bunlardan her birinin suçu diğerinden aşağı değildir. Zira oy kutsaldır ve namustur; milletin emanet ettiği namusa ihanet hiç kimsenin haddi değildir. Bu, gafletle geçiştirilemez; ihanetin ta kendisidir.
İçeriden ihanete uğrayan her parti, kendi hainlerini bulup hesap sormalıdır.
Sayın Erdoğan metal yorgunluğu diye kibarca söylüyor ama işin doğrusu, iktidar (güç) sarhoşluğuyla zenginleşen güruhta arız olan kendini beğenmek hali yani kibirdir. Bu hal teşkilatlara da yansıdı ve yeni gelenler eskileri silindir gibi ezip geçti ve yokluğa (adem) mahkûm etti.
Halbuki eski teşkilat mensupları, onca birikimleriyle mensup oldukları siyasi partinin hafızasını oluştururlar.
Onca teşkilat başkan ve yöneticileri bir kere olsun aranmadı, insan yerine konulup onların tecrübelerinden istifade edilmedi. Dava insanı muhatabının dava şuuruna bakar, nereli ve kimin yakını olduğuna bakmaz. Emaneti ehline verir.
İşte deneyimli insanları küstürür ve uzaklaştırırsan, tecrübesiz yenilerle (onlara göre genç, dinamik ve yüksek tahsilli) sandığa bu kadar sahip çıkabilirsin!
Eski teşkilat mensuplarının gönüllerini almak çok mu zor? Yeni gelenler bilecek ki bizler eskilerin sayesinde bu makamlardayız. Özet olarak, yeninin dinamizmi ile eskinin tecrübesi birleştirilecek. Tam tersi yapıldı ve yığınla insan küstürüldü ve uzaklaştırıldı.
Ayrıca memleketindeki muhtarı yahut belediye başkanını kendi akrabasından seçebilmek için büyükşehirler boşaltıldı. On binlerce kişi Anadolu şehirlerine akın etti. Az olsun benim olsun zihniyeti, ağacı buldurdu ama ormanı kaybettirdi!
Bir musibet bin nasihatten yeğdir ama ders alıp gereğini yapmak şartıyla!