Dr. Ümit Aktaş

Dr. Ümit Aktaş

umit.aktas@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Dünyaya verdiğimiz zarar bize global bir salgın olarak geri dönmüş olabilir mi? Besin zincirindeki eksilen halka bizi nasıl etkiliyor? Görünen o ki dominant tür olarak gezegene ettiklerimizin bedelini ödemeye başladık bile

Küresel ısınma, iklim değişikliği, sera gazı etkisi... Belgesellerde, haberlerde sık sık duyduğumuz bu tabirlere kulağımız aşina. Hatta kanıksadık bu haberleri, fazla etkilenmez olduk. Birçoğumuz sanki bugünümüzü değil de çok ileriyi, uzak bir geleceği tehdit eden bir sorundan söz ediliyormuş gibi hissediyoruz.
Gezegenimiz tehdit altında, sorumlusu ise insanoğlu. Bu değişimin etkisi ise çoktan başladı bile. Afetlerden, kutuplarda eriyen buz kütlelerinden falan bahsetmiyorum. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir çalışma, pandeminin iklim değişikliğiyle ilişkisi olduğu yolunda bulgulara sahip.

İnsan vücudunda tüm sistemler birbiriyle nasıl etkileşim içindeyse, basit bir minarelin ya da vitaminin eksikliği nasıl tüm vücudu etkileyen, çığ gibi büyüyerek sistemin her birimini tehdit eden bir soruna dönüşüyorsa, işte dünyada da benzer bir düzen hâkim. Siz gidip bu mükemmel işleyen sistemi bozarsanız hiç beklenmedik, akla gelmeyen sonuçlarla karşılaşmanız muhtemeldir. İşte insanoğlunun başına gelen de tam olarak bu.

İklim değişikliğinin beklenmeyen sonuçları

Salgın ile iklim değişikliği arasındaki ilişkiyi işaret eden çalışmaya geri dönelim. Geçtiğimiz günlerde Science of the Total Environment dergisinde yayımlanan çalışma, son elli yılda artan global sera gazı etkisiyle birlikte yarasa orijinli koronavirüslerin bir tehdit haline geldiğine dikkat çekiyor (1). 

Haberin Devamı

Araştırmacılar işe, 1900’lü yılların başında dünyadaki bitki örtüsünün dağılımını, hava sıcaklığını ortaya koyan bir harita hazırlayarak başlamışlar. Sonra da son yüzyıldaki iklim değişikliğine bağlı olarak yarasa türlerinin bölgesel değişimlerini incelemişler.

İklim değişikliği türlerin habitatlarının değişmesine neden oluyor. Yani artık doğal ortamında var olamayan bir tür başka bir bölgedeki yaşama adapte olmak zorunda kalıyor. Böylece o türe özgü virüsler de onlarla birlikte yer değiştirmiş oluyor. Bu da virüsün farklı hayvanlar ve farklı virüslerle etkileşime girmesi, daha tehlikeli virüslerin ortaya çıkması anlamına geliyor.

Haberin Devamı

Çalışmanın bulgularına göre, son yüzyılda meydana gelen iklim değişikliği ve bitki örtüsünün yok olmasıyla birlikte 40 farklı yarasa türü, Çin’in güney bölgesini yeni habitatları olarak belledi.

Bu çalışma bize çevreyi değiştirdiğinizde, doğal dengeyi bozduğunuzda bedelinin çok ağır olduğunu bir kez daha gösteriyor. Araştırmayı gerçekleştirenler benzeri salgınları önlemek adına acil önlemler alınması gerektiğini not düşmüşler.

Besin zincirindeki eksilen halka

Doğanın alarm sinyallerine dikkat çeken başka bir habere geçiyoruz. Geçtiğimiz ay bir deniz bilimleri dergisinde yayımlanan makalenin konusu, deniz ekosisteminde eksikliği gözlenen B grubu bir vitamin (2).

İlk tehlike sinyali 2020 yılının şubat ayında gelmiş. Deniz somonlarındaki yüksek ölüm oranlarının ilk önce bir virüsten kaynaklandığı düşünülse de, sorunun tiamin eksikliği olduğu ortaya çıkmış. O bölgede denize tiamin tozu döküldüğünde balık ölümlerinin durduğu gözlenmiş. Tabii ki bu geçici bir çözüm, bilim insanları sorunun kaynağını araştırıyorlar ama perde arkasında yine doğal dengenin bozulması, sorumlunun da yine bizler olduğu aşikâr.

Haberin Devamı

Aslında sorun sadece somonlarla sınırlı değil, tiamin eksikliğinin tüm kuzey küredeki vahşi yaşamı tehdit ettiği düşünülüyor (3). İnsanlarda da aynısı oluyor: Hastalarımızda, giderek artan şekilde vitamin eksikliklerine rastlıyoruz.

Listeye tiamini de ekleyin 

Tiamin (B 1 vitamini) eksikliği, halsizlik, kaslarda zayıflama ve unutkanlık gibi semptomlarla kendisini gösteriyor. Bu vitaminin eksikliği bağışıklık fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor, vücudu enfeksiyonlara karşı daha dirençsiz kılıyor. Tiamin eksikliğinin vücuttaki enflamasyonu artırdığını, bağışıklık fonksiyonlarını olumsuz etkilediğini gösteren çalışmalar var (4). Koronavirüse karşı savunma hattınızı güçlü tutmak için elzem olan yapıtaşlarına (D vitamini, C vitamini, magnezyum ve çinko gibi) B 1’i de eklemekte fayda var.

Ciğer, kırmızı et, kuru baklagiller, yumurta ve ceviz, fındık, badem gibi kuruyemişler en zengin tiamin kaynaklarıdır. Diyetinizde bu yiyeceklerin bulunmasına özen gösterin. Ama besin zincirinde tiamin eksikliği olduğunu işaret eden bulgular ışığında diyetinizi takviyeyle desteklemek iyi bir fikir olabilir. Herhangi bir dengesizliği önlemek adına en ideali tüm B grubu vitaminleri bir arada bulunduran bir takviye kullanmak.

Basit karbonhidratlardan, şekerden yana zengin bir diyet de tiamin eksikliğine neden oluyor. Yani siz ekmek, börek, çörek, tatlı yedikçe vücudunuzdaki B 1 vitamini de eksiliyor. Çünkü vücut şekeri ve vücut tarafından şeker olarak algılanan basit karbonhidratları metabolize etmek için tiamin kullanıyor.

B grubu vitaminlerin bağırsak floranızdaki dost bakteriler tarafından da üretildiğini biliyor muydunuz? Ama bunun için sağlıklı bir mikrobiyoma sahip olmanız gerekiyor. Yani bağırsaklarınızdaki probiyotik kolonileri çeşitli ve sayıca fazlaysa sistemde o kadar çok B grubu vitamin oluyor. Sağlıklı bir bağırsak florası için temel birkaç kural var: Bol bol ev yoğurdu, ev turşusu gibi fermente besin tüketeceksiniz, işlenmiş yiyeceklerden, şekerden uzak duracak ve gereksiz antibiyotik kullanmayacaksınız.

1 “Shifts in global bat diversity suggest a possible role of climate change in the emergence of SARS-CoV-1 and SARS-CoV-2”, Robert M. Beyer, Science of the Total Environment, https://doi.org/10.1016/j.scitotenv.2021.145413
2 https://www.hakaimagazine.com/features/the-oceans-mysterious-vitamin-deficiency/
3 https://www.sciencetimes.com/articles/29409/20210131/experts-vitamin-deficiency-damaging-kinds-animals.htm
4 “The effect of thiamine deficiency on inflammation, oxidative stress and cellular migration in an experimental model of sepsis”, J. Andrade, J. Inflamm. 2014; 11:11.doi: 10.1186/1476-9255-11-11