Çocuğun da ‘unutulma hakkı’ var!

Çocuğa cinsel istismar davalarında haklarını ihlal etmeyecek biçimde gizlilik kararı verilmesi doğrudur. Çocuğun okulu, evi, parkı, sokağı çevresinde toplumsal tepkiyi gösteren eylemler düzenlenmemelidir. Olayda unutulma hakkı, tedavi süreçleri de düşünülmelidir.

Önceki hafta çocuklara karşı işlenen suçlarda medya ve yargı kararlarını eleştirmiş, medyanın sorunu normalleştiren haber dilini, yargının kamu vicdanını yaralayan kararlarını, ahlaki bir sorunu meşrulaştıran toplumsal sağırlığın önüne geçebileceğimizi yazmıştım. İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi “çocuğa karşı işlenen cinsel suçlar” ile ilgili bir çalışma yaptı ve istismar vakalarının, basında ve hukuki süreçte nasıl ele alınması gerektiğini, yanlış uygulamalara da dikkat çekerek kaleme aldı.

Güncellenmiş Gazeteciler Bildirgesi’nde de yer bulan baronun önerileri şöyle:

Çocuğun ev adresi, mahallesi, okulu, arkadaşları ve akrabalarına dair bilgiler de gizlilik kapsamında değerlendirilmeli ve çocuğun kimliğini açığa çıkarabilecek bilgiler paylaşılmamalıdır.

Çocuğun fotoğrafı, bulanıklaştırılmış ya da bir kısmı kapatılmış bile olsa kullanılmamalıdır. Çocuğun yasal temsilcisinden çocuk ile ilgili bilgi ve görsellerin kullanımı konusunda izin alınsa dahi çocuğun haklarını korumaya hizmet eden gizlilik kuralı bertaraf edilmemelidir.

Olayın oluş şekline dair yorumlarda bulunulmamalı, çocuğun ve ailesinin acısına, hislerine, yaşadıklarına dair varsayıma dayalı değerlendirmeler yapılmamalıdır. Temsili çocuk fotoğrafları bir yandan çocuğun kurban olduğu algısını pekiştirirken, diğer yandan çocuğun pornografik öğe haline gelmesine neden olmaktadır.

Çocuğun okulu, evi, parkı, sokağı ve çevresinde toplumsal tepkiyi gösteren eylemler düzenlenmemelidir. Aksi halde bu eylemlerin, orada yaşamak zorunda olan mağdur çocuk ve ailesinin etiketlenmesine, yeni tehlikelere açık hale gelmesine ve olayın travmatik etkilerinin artmasına neden olacağı unutulmamalıdır.

Sosyal medyada bilgi kirliliğine itibar edilmemeli, yanlış ve sadece duyuma dayalı yasal hakları ihlal edecek paylaşımlara yer verilmemelidir.

Failler hakkında sapık, canavar, psikopat gibi tanımlamalar kullanılmamalıdır. Çünkü bu tanımlamalar, faillerin toplumun dışında bireyler olduğu algısı yaratmakta, cinsel istismarın toplumun her kesiminden fail ve mağdur yaratan toplumsal bir sorun olduğu gerçeğini gölgelemektedir.

Çocuk cinsel istismar vakalarını idam, hadım, müebbet hapis gibi ağır cezalar üzerinden tartışmaya açmak; küfür, bela gibi söylemlerle öfkeyi dışa vurmak sorunun çözümü noktasında fayda sağlamayacaktır. Bu tür tartışmalarda öncelik, önleme ve çocuk koruma politikalarına verilmelidir.

Çocuğun cinsel istismarı davalarında sanığın ve mağdurun haklarını ihlal etmeyecek biçimde gizlilik kararı verilmesi doğrudur. Basının haber alma özgürlüğü, çocuk odaklı haberciliğin önüne geçmemelidir. Olay, unutulma hakkı, tedavi ve sağaltım süreçleri de düşünülerek özenle ele alınmalı ve değerlendirilmelidir. Haberin verilişinde abartılı, gizliliği ihlal eden, faili farklılaştıran ifadelerden kaçınılmalıdır. Haber metinlerinde, çocuğa yönelik cinsel davranışların suç olduğu vurgulanmalı; mağdurları güçlendirici, destek mekanizmalarını tanıtıcı bilgilere yer verilmelidir.