Yargıtay Başkanı Cirit'ten 'af' açıklaması

Yargıtay Başkanı Cirit açıklamasında, "Kurumsal bir görüş olmamakla birlike ben affa karşıyım. Daha önce çıkarılan aflara baktığımızda hem hukuki belirsizlik hem de asayiş, toplumdaki huzur ve barışın sağlanması noktasında bazı sıkıntılar ortaya çıkıyor. Belki infaz sistemindeki cezaevinde kalma süresi yüzde 50'lere çekilebilir, daha adil bir çözüm olur." dedi.

Yargıtay Başkanı Cirit'ten 'af' açıklaması

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Yargıtay Lokali'nde düzenlediği basın toplantısında, görev süresi boyunca yapılan faaliyetleri anlattı, yargı reformlarını içeren yılık değerlendirme yaptı.

Başkan Cirit, 31 Aralık 2018 itibarıyla Yargıtay hukuk daireleri ile Hukuk Genel Kurulunda toplam 224 bin 111, ceza daireleri ile Ceza Genel Kurulunda 282 bin 350, Cumhuriyet Başsavcılığında ise 435 bin 496 derdest dosya bulunduğunu bildirdi.

Genel toplam itibarıyla 2018 sonunda derdest dosya sayısının 941 bin 957 olduğunu söyleyen Cirit, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle son iki buçuk yıl içerisinde Yargıtayın derdest dosya sayısının yaklaşık üçte bir oranında azaldığını kaydetti.

YARGITAY BİNASI

Yeni Yargıtay hizmet binasıyla ilgili de bilgi veren Cirit, İncek'te yapımı devam eden yeni Yargıtay binasının 2021 yılı içinde hizmete açılmasının planlandığını, böylelikle daha iyi koşullarda vatandaşa hizmet vereceklerini ifade etti.

"BEN AFFA KARŞIYIM"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Cirit, "Hükümetin gündeminde af var, infaz değişikliği sistemi gündeme gelecek. Kısa aralıklarla yapılan infaz düzenlemeleri ve aflara nasıl bakıyorsunuz?" sorusu üzerine, "Kurumsal bir görüş olmamakla birlikte ben affa karşıyım." yanıtını verdi.

Cirit, önceki dönemlerde cezaevinde kalış süresinin yüzde 40 oranında olduğunu, 1 Haziran 2005'te getirilen yeni ceza sistemiyle hem ceza yaptırımlarının hem de cezaevinde kalış sürelerinin artırıldığını hatırlattı.

Bundan önce cezaevinde yatılması gereken sürenin yüzde 40 olduğunu, lehe olan indirimlerle birlikte yüzde 60 süresi kalanın dışarı çıktığını kaydeden Cirit, 2005'ten sonra ise bu oranın yüzde 66 olduğunu belirtti. Başkan Cirit, "10 yıl ceza aldığınız takdirde eskiden 4 yıl yatıyordunuz, şimdi ise 6 buçuk yıl yatıyorsunuz. Belki bunlar belli bir orana getirilebilir, yüzde 50 gibi. Çünkü cezaevlerindeki yetersizlik herkesin malumu." diye konuştu.

Daha önce çıkarılan afların, hukuki belirsizliğe neden olduğunu, asayiş açısından, toplumdaki huzur ve barışın sağlanması noktasında bazı sıkıntıları ortaya çıkardığını dile getiren Cirit, "Ama çıkarılacaksa belki infaz sistemindeki yüzde 66'lık cezaevinde kalma süresini yüzde 50'lere doğru çekebiliriz. Böylelikle daha adil bir çözüm olabilir diye düşünüyorum." ifadesini kullandı.

"YASAL ÇÖZÜM GETİRİLMELİ"

Cirit, istinaf mahkemelerinde 5 yıla kadar hapis cezalarının temyiz edilmemesiyle ilgili sorular üzerine, istinaf mahkemeleri kurulurken bu sürenin 2-3 yıl olması yönünde görüş bildirdiklerini hatırlattı.

İstinaftaki bir kısım dosyanın istinafta kesinleşip, aynı dosyaların bir kısmının Yargıtaya taşınabiliyor olmasıyla ilgili konuların kamuoyunda tartışıldığını belirten Cirit, "Bizim düşüncemiz, yasal çözüm getirilmesi gerekir. Adem Sözüer 'bir içtihat yapılabilir' diyor. Ama biz yasaların uygulayıcısıyız. Kanun koyucunun asıl meramı, 5 yıla kadar hapis cezalarının istinafta kesinleşmesidir. Bununla ilgili yasal düzenleme yapıldığı takdirde, 'aynı dosyanın bir kısmının istinafta kesinleşmesi, bir kısmının temyize gelmesi durumunda temyiz bakar' şeklinde madde getirirlerse onlara bakılabilir." ifadesini kullandı.

YARGIDAKİ FETÖ TAHRİBATINA "ÇANAKKALE SAVAŞI" BENZETMESİ

Başkan Cirit, "Yargıda FETÖ'nün etkisi bitti mi?" sorusu üzerine "Keşke öyle bir şey diyebilseydik." dedi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün yargıda önemli tahribata yol açtığını, 2013'te görev alan hakim savcıların 4 bin 500'ünün terör örgütü üyeliğinden yargılandığını hatırlatan Cirit, "FETÖ, bütün kutsallarımıza, değer yargılarımıza saldırdı. Çanakkale Savaşında 6 yıl ilmiye, mülkiye, tıbbiye sınıfı mezun veremediler. Böylesine bir yıkım içindeydik. Çanakkale Savaşına eşdeğer bir yıkım gibi oldu bu. Şu anda 141 Yargıtay üyesi, 4 bin 500 hakim savcının terör örgütü üyeliğinden yargılanıyor olması bile başına büyük bir sıkıntıdır. FETÖ davaları büyük hızla devam etmektedir." diye konuştu.

CEZA GENEL KURULU'NUN BYLOCK KRİTERLERİ

Toplantıda, Yargıtay Başkanvekili ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Abdulhalik Yıldız da sorular üzerine, FETÖ yargılamalarında ele aldıkları ByLock deliliyle ilgili kriterler hakkında bilgi verdi.

ByLock'un teknik bir konu olduğunu, bunu anlamaya ve hukukileştirmeye çalıştıklarını anlatan Yıldız, sadece bu örgüte mensup kişilerin bu haberleşme ağını kullandıklarının tespit edilmesi üzerine bunu delil olarak kabul ettiklerini söyledi.

Fakat bu teknolojinin daha detaylandırılmasıyla ortaya çıkan "Mor Beyin" yazılımı konusunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ilk kararı verildiği sırada ortaya çıkmadığını aktaran Yıldız, şunları kaydetti:

"Biz daha sonra verdiğimiz kararımızda yeni gelişen durumu açıkladık, izah ettik. Kullanılan telefonlarda ByLock ile bağlantı yapmak istemesek bile bu arama ByLock'un kapısını çalma gibi yönlendirmeyle ByLock'a giriş yapıyordu. 'Mor Beyin'den sonra bunlar daha detaylandırıldı. Biz de her ByLock kaydının delil olamayacağını, ancak user ID numarası almış olanların bu sistem içerisine girdiklerini tespit etmiş olduk. Bu sadece belki üyelik için yeterli bir durumdur. Yani user ID numarasını alması üye olduğunu gösterebilir. Bunda da bir kesinlik yok. Mesela telefonunu bir başkası kullanmışsa, telefon geçici olarak başkasında kalmışsa bunların da araştırılması gerekiyor. Ayrıca yöneticilik veya daha etkin pozisyonu belirlemek için de içeriğinin belirlenmesi gerekiyor. Biz bunu bir teknik olarak bu şekilde değerlendiriyoruz. Değerlendirmelerimiz sürekli değişiyor. Elimizde uygulayacağımız açık seçik net bir rapor yok. Bilgi topluyoruz, kullanıyoruz. Sürekli değişebilir, gelişebilir. Bundan sonraki dosyalarda farklı tutum ve davranış almamız mümkün olabilir. Yani her dosyaya göre delil değerlendirmesi oluyor."

ByLock'un kesinlikle bir delil olduğunu, ancak telefonda ByLock izi, bulaşığı olan herkesin bir örgüt mensubu gibi ByLock kullanıcısı olduğu anlamına gelmeyeceğini kaydeden Yıldız, "Biz bunu ayırmak istiyoruz." şeklinde konuştu.

Başkanvekili Yıldız, her dosyanın kendine özgü durumu bulunduğunu, çok farklı durumların ortaya çıkabildiğini ve her dosyadaki delilleri kendi ağırlığıyla değerlendirdiklerini kaydetti.

Başkan Cirit de yargılamaların devam ettiğini hatırlatarak, "Biz sonuç olarak bunları adil yargılamayla yargılamak zorundayız." dedi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla ByLock'un doğrudan doğruya delil sayıldığını, ancak 'Mor Beyin' meselesinin ortaya çıkmasının ardından içeriklere bakılmaya başlandığını anlatan Cirit, "Diğer delillerle birlikte ByLock da en önemli delillerimizden bir tanesi ama içerikle birlikte araştırıyoruz." diye konuştu.

DÜNYA EKONOMİK FORUMU'NUN YARGI BAĞIMSIZLIĞI RAPORU

Cirit, Dünya Ekonomik Forumu'nun yayınladığı raporda, yargı bağımsızlığında Türkiye'nin 111. sırada gösterildiğini hatırlattı.

Raporun girişinde, "Raporun, Dünya Ekonomik Forumu çalışanlarını bağlamayacağı, bilgilerin derleme olduğu, bilgilerin doğruluğunun garanti edilmediği" ifadelerinin yer aldığına işaret eden Cirit, raporun yargı bağımsızlığına ilişkin kısmının yönetici anketlerine göre düzenlendiğini, anketlere şirket yöneticilerinin katıldığını bildirdi.

Cirit, rapordaki tespitlerin geçerlilik ve güvenirliliği konusunda ciddi soru işaretlerinin bulunduğunu vurguladı.

Dünya Ekonomik Forumunun garanti etmediği, sorumluluk kabul etmediği, oldukça sınırlı bir gruba uygulanan ankete dayalı bilgi hakkında yorum yapmalarının mümkün olmadığını söyleyen Cirit, söz konusu raporun tutarlı olmadığını dile getirdi.

Cirit, rapordaki tespitlerin geçerlilik ve güvenirliliği konusunda ciddi soru işaretlerinin bulunduğunu vurguladı.

Karabük Üniversitesi'nin ikiz hemşireleri mezun olduKarabük Üniversitesi (KBÜ) 2018-2019 akademik yılı  mezuniyet töreninde 11 bin öğrenci keplerini havaya atarak mutluluk yaşadı.Demir ve Çelik Kampüsü içinde yer alan Kamil Güleç Kütüphanesi'nden  Prof. Dr. Burhanettin Uysal  Ay Yıldızlı Stadyuma kadar kortej yürüyüşü ile  başlayan törene, Karabük Valisi Fuat Gürel, Belediye Başkanı Rafet Vergili, KBÜ  Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun,  Garnizon Komutanı Jandarma Albay Ali Sefa Yılmaz, diğer protokol üyeleri,  öğrenciler ve yakınları katıldı.Vali Gürel, burada yaptığı konuşmada, Karabük'te iyi bir ev sahipliği  yaptıklarına inandığını belirterek, mezun olan öğrencilere bundan sonraki  hayatlarında başarılar diledi.Eğitim hayatlarında birbirinden hiç ayrılmayan hemşirelik bölümü  mezunları 22 yaşındaki ikiz kardeşler Kübra ve Aslı Altan, mezun olmanın  mutluluğunu yaşadı.Kübra Altan, gazetecilere yaptığı açıklamada, kardeşiyle ilkokul,  ortaokul ve lisenin ardından üniversiteye de birlikte başladıklarını ve  bitirdiklerini, hiç ayrılmadıklarını anlattı.Karabük Üniversitesini çok sevdiğini ve herkese tavsiye ettiklerini  vurgulayan Altan, kardeşiyle aynı bölümden mezun olmaktan duyduğu mutluluğu dile  getirdi.Altan, "Birbirimizden ayrılmamak istiyorduk. Şu anda gayet mutluyuz ve  hocalarımıza da çok teşekkür ediyoruz. İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteyi  birlikte okuduk, hiç ayrılmadık. Hiç ayrılmayı düşünmüyoruz. Bundan sonra  birlikte çalışacağız." diye konuştu.Aslı Altan da üniversiteye ayrılmamak için birlikte başladıklarını,  bundan sonra da ayrılmayı düşünmediklerini belirtti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber